Babamın Çiftliği Değil  

Posted by Timur


yeni yıla sadece bir gün kala şirkette birçok yöneticinin işine son verildi.. üstelik bunlardan ikisi arkadaşım..
Sevgili Ferda ve Mehmet..

sebep, hükümetin ilaç piyasasıyla ilgili aldığı yeni kararlar ve kaçınılmaz olarak küçülecek olan piyasa..

anladım ki, babamın çiftliğinde çalışmıyorum.. ve yine anladım ki, benzer bir karar benimle ilgili de alınabilirdi ve ben bunu yeni yıla girmeye hazırlanırken öğrenebilirdim..

"işe girerken bunu bilmiyor muydun?" diye soranlara cevabım şu olacak; elbette biliyordum, ama o anı yaşamak var ya, hani telekonferans sırasında “birileri gidecek ama kim? acaba ben mi?” sorusunu sormak kendine; işte o çok farklı.. ve şirkette kaldığını öğrendiğinde sevinememek, arkadaşlarını düşünmek ve empati yapmak..

yeni yılın ilk saatlerinde duygu ve düşünce fırtınasında yol bulmaya çalışan küçük bir yelkenli gibi hissettim kendimi;
"B planım var mı?
evet var, ama A plancıyım ben..
daha fazla çalışıp kalıcı olmalıyım bu şirkette..
çünkü şuan tek istediğim bu !
"

ikibinon benim için yoğun geçecek.. iş yüküm daha da artacak.. ocağın ortasında Antalya'da olacağım.. 5 günlük kış toplantıları beni bekliyor.. nisanda yurtdışındayım, şirketin global merkezinde eğitim alacağım.. ve nisana kadar yoğun bir tempo..

neyse, bu kadar yeter..

gelelim evimin karşısındaki, belki de Ankara’nın tek gay ve lezbiyen kulübüne...
yok böyle bir eğlence.. geceleri pek yaşamayan Ankara’nın, sabaha kadar nabzı atan tek yeri adeta..
kendi manyetik alanına hapsediyor insanı.. hele cumartesi geceleri..
ne bu gürültü kardeşim?” diyemiyorum mahalleli olarak, kapısında bitiyorum :)

Allah sonumu hayır etsin, benim acilen bir hatun bulmam lazım, yoksa işler kötü :)







* anlaşıldı, bu kış kar yağacağı yok.. ben de size mavi turdan bir fotoğraf seçtim.

Üstün Dökmen'den Dinlediklerim  

Posted by Timur


Abant'ın son günü Üstün Dökmen'le birlikteydik.. yaklaşık 2 saat tecrübelerini bizimle paylaştı.. birkaç not...

yılgınlık ve yılmazlık

Atatürk’ün Kurtuluş Savaşı’nda B, C ve D planları da vardı.. A planı düşmanı Sakarya’da durdurmaktı.. B planı gerekirse Kars’a kadar çekilmek ve tüm yurtta savunma yapmaktı.. C planı ise başkenti Ankara’dan Kayseri’ye taşımaktı. D planı ise Bitlis’in Dağları’ydı.. o yörenin ağalarından birine sordu; "Bitlis’in Dağları bizi saklar mı?"
.. cevap gecikmeden geldi; “saklar Paşam!”..

hayatta her zaman B planınız olmalı.. A planınız geçerliyse sorun yok demektir ve herkes mutludur.. peki ya işler yolunda gitmezse? B planınız olmalı.. bu sizi daha güçlü kılar.. yılmadan yaşamalıyız, yılmaz olmalıyız..

ilişmek ve yerleşmek

biraz ona, biraz buna ilişerek yaşamak olmaz.. yerleşmeliyiz hayatın göbeğine.. neyi istiyorsak onu yapmalıyız; ama ilişerek değil, yerleşerek.. koltuğun ortasına oturmalıyız; hemen kalkacakmış gibi ucuna değil..

duygular ve düşünceler

duygulara saygılı olmalıyız; düşünceye ise saygı duymak zorunda değiliz.
yanınızda çalışan biri size geldiğinde ve “bunaldım !” dediğinde, bunu görmezden gelmeyin.. bu bir duygu ifadesidir.. saygı gösterin.. hatta şöyle bir tepki doğru olabilir, “ben de bunaldım, ama az kaldı, bitirelim şu işi !”

bence bu işi yanlış yapıyoruz, şöyle olmalı” dediğinde biri, bu bir düşüncedir ve buna saygı duymak zorunda değiliz.. ”hayır, doğrusu bu ve böyle yapmamız gerekiyor” gibi.

önyargılar

kediler nankördür.. eşekler inatçıdır.. tüm Çinliler birbirine benzer.. İngilizler soğuktur, gibi..

kediler nankör değildir.. sadece evcilleşme sürecini henüz tamamlamamış canlılardır, yani tam olarak evcil değildir.

eşek bir yükü taşırken birden durabilir ve sahibi ona durduğu için vurabilir.. halbuki eşeklerin görme duyusu çok kuvvetlidir.. patika üzerinde bir tehlike sezdiğinde ya da gördüğünde durur.. 200 metre ötedeki bir yılanı rahatlıkla görür..

tüm Çinliler birbirine benzemez.. öyle olsaydı, anneleri ya da babaları çocuklarını okula almaya gittiğinde çocuklarını bulamazdı :)

İngilizler soğuk değildir.. ben Sevgili Kate’den biliyorum :) geçen seneki mavi turda çok eğlenmiştik.. yatın üzerinde Kate’le oryantal yaptığımızı hatırlıyorum.. hatun başına bir eşarp sarıp cariyeler gibi dans etmişti :)

değişim

değişen koşullara uyum sağlayamayanlar hayatta kalamaz.. güçlü ya da büyük olmak yeterli değildir; esas olan ihtiyaçlara göre değişebilmektir.. evrimleşme her zaman vardı ve hep var olacak.. unutmayalım ki, şuanki Dünya gözümüzün algıladığı Dünya’dır.. halbuki atomun sadece onbinde biri çekirdektir, yani maddedir.. etrafımızda gördüğümüz cisimlerin sadece onbinde biri maddedir, gerisi ise uzay boşluğudur.. belki bizden sonraki nesiller bizim göremediklerimizi görebilecek şekilde evrimleşecektir..

paylaşmak istedim..







* yarın sabah İstanbul'a gidiyorum.. Cemile Sultan Korusu'na :)

Kar Yağsın  

Posted by Timur


eskiden haftasonları bana birşey ifade etmezdi.. cumartesi ya da pazar da nöbetlerim olurdu, ondan.. şimdilerde ise haftasonlarını iple çekiyorum.. “TGIF” gibi kısaltmalar nedense anlam kazandı birden..

bayramda Güzelim Amasra’daydım ve Zonguldak tabii.. dönüşte Antalya’ya gittim.. hani gemilerin karaya vurduğu akşam vardı ya; işte o akşam oteldeki odamda dalga seslerine inat uyumaya çalışan bendim.. halbuki gündüz hava inanılmaz güzeldi.. yirmi dereceye varan bir sıcaklık.. Antalya’nın havası bana Trabzon’u hatırlattı.. kışın böyleymiş.. bir yağmur bir güneş.. Sevgili Ece’den duyduğum söz doğru mu acaba? “Antalya’nın havasına ve kızına güven olmaz !” ben demiyorum Ece diyor, haha..

aynı gün Isparta’ya geçtik Sevgili Yeşim’le.. birkaç hocamızı ziyaret ettik ve tekrar Antalya’ya döndük.. bu arada Antalya-Isparta yolunu bilmeyen varsa, mutlaka görmeli.. Isparta’ya giden iki yol var, siz havaalanı tarafından gidin.. inanılmaz bir manzara.. vaktimiz olmadığından fotoğraf çekemedim, bir daha ki sefere mutlaka..

Antalya’da yemek için Shakespeare’i tavsiye ederim.. lezzet, servis, müşteri profili; herşey güzeldi.. oteller konusunda ise notum zayıf.. benim için de sürpriz oldu, ama öyle.. sadece deniz ve kumu biliyorlar.. şehir otelciliği yok.. ahh nerde Divan City Gayrettepe ...!!! hele mutfağı; SOUL.. neyse ki, ayın 13’ünde bir arkadaşımın düğünü var İstanbul'da.. otelim şimdiden belli..

yarın Abant’tayım dostlar.. 3 günlük “Medikal” toplantıları başlıyor.. yılsonu değerlendirmeleri yani..

kar yağsın diye dua ediyorum :)